Kuzey Ege Rallisi

Merhaba,

Bu sene yaptığımız gezilerden Kuzey Ege ile ilgili anılarım DADD – Denizlerdeyiz Amatör Denizciler Derneği sayfasında yayınlandı. Okumak isteyenler için linki aşağıdadır:

http://www.denizlerdeyiz.org/50-Uye%20Gezileri/Kuzey%20Ege%20Yat%20Rallisi-Zeliha&Azmi%20%C3%96zer.pdf

Reklamlar

14 Ağustos 2013 Çarşamba – Simi Adası – ve SON!

Sabah erkenden uyandık, şansımıza rüzgar yok. Ama iki yanımızda dolu ve bizim tekne arada diklemesine duruyor. Taj teknesinden Tunç ve Julie yardıma geldiler, nasıl ayrılabileceğimiz konusunda fikir üretildi. Tunç Bey arkadaki teknenin üzerine geçip yana bağladığımız halat ile tekneyi kontrollü çekti, Julie rıhtımdaki halatı kontrollü bıraktı. Ben burunda durup kakıçla öndeki tekneyi kolladım. Azmi dümende, baş pervane ve motor yardımıyla kıyıdan ayrıldık. Ama arkadaşlar yardım etmeseydi bu sıkışık alandan bizim ayrılmamız mümkün olmazdı. Hem Tunç ve Julie’ye hem de Simi’ye veda ederek ayrıldık.

Burada gezi notlarıma son veriyorum. Böyle her günü yazmak çok tekrara düşmeyi de getirdi, bir noktadan sonra beni bile baydı. Ama başladığım işi bitireyim istedim.

Yunanistan’dan çıktıktan sonra Marmaris’e dönmek yerine yazlığımızın olduğu Akyarlar’a doğru dümen kırdık.  Türkiye’ye giriş işlemini Turgutreis’ten yaptık. Bir hafta kadar burada kaldıktan sonra oğlumuzla birlikte tekneyi Marmaris Yat Marina’ya getirip bağladık ve bir süre ailece yazlıkta (karada) kaldık. Daha sonra tekneye dönüp Ekim sonuna kadar Göcek, Hisarönü ve Gökova körfezlerinde dolaştık. Böylece bu yılda altı ayı teknede geçirmiş olduk.

Sabır gösterip yazılarımı okuyan tüm dostlara selam olsun!

13 Ağustos 2013 Salı – Tilos Adası – Simi Adası

Yine erkenden uyandık, saat yedi buçuk gibi halatları çözüp Tilos rıhtımından ayrıldık. Firişka rüzgarda yelkenleri açıp Simi adasına doğru seyre başladık. Kahvaltımızı yolda yaptık. Öğlene doğru rüzgar kesildi, motoru çalıştırdık. Saat 13’de Simi’ye girdik. Yolculuğa başlarken bağlandığımız soldaki 73 nolu yer boştu, ama nedense kıyıdaki liman polisi 61 nolu yere aborda olmamızı istedi.

Hemen yanımızda Marmaris’te tanıştığımız Taj teknesi var, Tunç Bey ve eşi Julie ile karşılaşıp sohbet ettik. Limanda hava korkunç sıcak, hemen yakındaki kafeye gittik bir şeyler atıştırıp hem karnımızı doyurduk hem de wi-fi’sinden yararlandık. Yakın olduğu için interneti tekneden de kullanabildik. Yarın erkenden ayrılmayı düşünüyoruz, bunun için Azmi çıkış işlemlerini yaptırdı ve gümrük mağazasından alışverişlerimizi yaptık.

Artık sezon olduğundan Simi çok kalabalık, sıcak ve gece geç saatlere kadar gürültülü bir yer. Akşam saatlerinde şehrin arka sokaklarını da dolaştık, yemek için kıyıda bir restoranı tercih ettik.

Aborda olduğumuz rıhtımda hemen önümüze biz yokken bir tekne kıçtankara olmuş, arada hiç boşluk kalmamış, bakalım yarın nasıl ayrılacağız, rüzgâr olursa işimiz çok zor.

12 Ağustos 2013 Pazartesi – Nisiros Adası – Tilos Adası

Sabah yedi buçuk gibi uyandık, tekneyi neta edip demir aldık. Yandaki teknelerden biri, demirini bizim zincirin üzerine atmış, onun demirini yukarı çektik, halatla sabitleyip biraz uğraşarak zincirimizi kurtardık ve yola çıktık. Rüzgâr 170 dereceden 12 knot esiyor, genoa’yı açtık, 3,5 knot hızla giderken kahvaltımızı yaptık. Adanın köşesini dönünce, biz de yelkeni kavança edip rotayı Tilos’a çevirdik. Adaya yaklaştığımızda rüzgâr azaldı ve yön değiştirdi. Mecburen motoru açtık, saat 12’yi biraz geçe Tilos adası Livadia’ya geldik. Rıhtımda tonoz halatları var, kıyıdan bize işaret edip en soldaki tonoz halatını uzattılar, ama rüzgâr bizi ittiğinden iki denemede de bağlanmayı başaramadık. Onun yerine sağ taraftaki iki tekne arasındaki boşluğa girip bağlandık.

Burada hava çok sıcak. Plaj çantamızı alıp yola çıktık, sahilde biraz yürüyüp plajdan denize girdik. Akşam yemek için sahildeki Sofia’nın yerine gittik ama burada wi-fi bağlantısı yokmuş, onun yerine merkeze doğru yürüdük ve Maria’nın yerine gittik. Maria’nın pişirdiği sebzeli krep türü bir börek ile karidesli pilavlı bir yemek seçtik, yanına ev yapımı limonata aldık. Yemekler gayet güzeldi (hesap 27 avro). Sonra şehrin sokaklarında yürüdük, oldukça küçük ve sevimli bir şehir. Sayısı az ama güzel hediyelik eşya satan dükkânlar var, ben de ufak tefek bir şeyler aldım.

11 Ağustos 2013 Pazar – Nisiros Adası

Sabah sekiz buçuk gibi kalktık, kahvaltı sonrası kiraladığımız araba ile tekrar Nikia köyüne gittik. Dün oradaki jeoloji müzesi saat 16:30 da kapandığı için gezememiştik. 20 dakika sonra müzedeydik. Burası küçük ama enteresan bir müze, Ege denizindeki volkanik adaların en büyüğü Nisiros, ama Santorini daha popüler. Zaten müzede hepsinin özelliklerini anlatıyorlar, volkanik taş örneklerini de sergiliyorlar. Volkanın oluşum aşamalarını anlattıkları filmi de izledik.

Çıkışta karşıdaki Balkony Restoranda Volkano tatlısı da yemeyi ihmal etmedik. Oradan Tekrar Mandraki’ye gidip dolaştık. Siyah volkanik taşlarla dolu sahilleri seyredip, mağazalardan bazı hediyelik eşyalar aldık.

Dönüşte eski kaplıca yerleşimi Loutra’ya uğradık, Pali’deki yeni kaplıcaya gittik ama daha tamamlanmamış. Daha sonra arabayı teslim edip, tekneye döndük. Bugün de burada kalacağız. Günün geri kalanını dinlenerek geçirdik. Yarın Tilos adasına gitmeyi düşünüyoruz, gidiş yolunda uğramış ama gezememiştik.

10 Ağustos 2013 Cumartesi – Meteoroloji Koyu – Nisiros Adası

Yunanistan’dan çıkış yapmak için Kos adasına gidebiliriz, hemen karşımızda… Ama Meltem’in Facebook’ta paylaştığı Nisiros adasının resimlerini görünce, ne acelemiz var bu adayı biz de görelim diyoruz. Sabah 7:30 gibi uyanıp hemen demir alıp yola çıkıyoruz. Kahvaltımızı seyir sırasında yapıyoruz. Kos adasının köşesine kadar yelkenle geliyoruz, ama adanın kuytusuna girince rüzgar kesiliyor. Kuytudan çıkıp Kos’u arkamızda bıraktığımızda rüzgar tekrar başlıyor.

Saat yarım civarında Volkanik Nisiros adasının Pali rıhtımına geldik. Kaptan restoranın tam önündeki boş yere yanaştık, yandaki teknelerden gelip, halatlarımıza yardım ettiler. Öğle yemeğimizi burada yeyip, hemen bir araba kiraladık, kiralama şirketi adanın haritasını verip görülecek yerleri işaretledi nasıl gideceğimizi tarif etti, hatta bir sayfalık gezilecek yerler hakkında bilgi veren Türkçe doküman da hazırlamışlar. Tavsiyeye uyup önce Embiros Köyüne gittik. Burası bir dağ köyü, girişinde sauna dedikleri küçük bir mağara var. Bu küçük mekanda, yerin bin kat altından gelen sıcak buhar ile tam bir sauna ortamı oluşmuş. Köyün sokaklarında pek hareket yok.

Buradan Volkana gittik. Her ulustan turistlerle dolu bir yer. Büyük kraterin yakınındaki tepeye de tırmandık. Burada iki krater ağzı daha var. Yürürken tabanı kalın bir ayakkabı giymek gerekiyor, yerdeki kükürtlü taşlar oldukça sıcak. Bazı yerlerden sıcak su buharları da çıkıyor. Yerden bana enteresan gelen sarı iki taş alıp cebime atıyorum.  Sonra bu taşları çıkarmak istediğimde cebimin ve şortumun delinmiş olduğunu görüyorum, taşlar sıcak olmamalarına rağmen için için yanmaya devam ediyormuş demek ki.

Büyük krateri de gezdikten sonra Yunanistan’ın en güzel köyü seçilen Nikia Köyüne doğru ilerledik. Köye gelmeden tepedeki kiliseye uğradık. Buradan hem volkan hem de köy kuşbakışı görülüyor, manzarayı seyredip bol resim çektik.

Nikia köyü sevimli dar sokakları, rengarenk kapıları, çiçekleri ile güzel bir köy. Kilisenin bulunduğu küçük sevimli bir meydanı var. Burada bir kafede oturup soğuk bir şeyler içip sütlaç tatlısı yedik.

Kiralık arabanın hakkını verelim deyip adanın en büyük şehri olan Mandraki’ye gittik. Burasının mimarisi bana Mikanos’u hatırlattı. Sokaklarda dolaştık, kayaların üzerine yapılmış manastıra tırmandık, Kastro bölgesindeki dar sokakları gördük. Mandraki’ye feribotlar geliyor, ama yelkenlilerin yanaşacağı yer yok. Pali yelkenliler için genişletilmiş, iyi de olmuş.

Bugün yoğun bir gün oldu, tekneye döndük, akşam yemeğini hemen önümüzdeki Kaptan restoranda yedik. Sahibi uzun süre feribot kaptanlığı yapmış. Menüden dağ yeşilliği salatası, doldurulmuş biber, ızgara feta, kalamar, ızgara sardunya ve kızarmış ciğer seçtik, yanına taze sıkılmış portakal suyu (Hesap 39 avro). Gece güzel bir uyku çektik.

9 Ağustos 2013 Cuma – Kalimnos Adası – Meteoroloji Koyu

Dün akşam saat 23’de Didim Marina’dan ayrıldık. Rüzgar yüksek değildi, yelkenle sakin bir seyir yaptık. Bütün gece havuzluktaydık, sabah havanın aydınlanmasını bekleyip Kalimnos limanına girdik. Rıhtımda boş bir yer vardı, demir atıp yanaştık, yandaki teknelerden bir Türk denizci gelip bağlanmamıza yardım etti.

Kahvaltı sonrası Azmi evrakları alıp çıkış yapmak üzere liman polisine gitti. Ama Kalimnos çıkış limanı değilmiş, elimizdeki rehber kitap bizi yanıltmış. Geçen yıl bu adada beş gün geçirmiştik, en sevdiğim adalardan biridir. Bu sefer kalmaya gerek görmedik, çıkış yapabileceğimiz Kos veya Symi adası var. Yola devam etmeye karar verdik. Ama önce alışveriş yapalım, burada rokfor ve Gouda peynirleri Türkiye’ye göre çok ucuz, etler de öyle, envai çeşit dondurulmuş balık da var, sebze ve meyve eksiğimizi de tamamladık. Saat on gibi demir aldık. Bizden sonra yanaşan bir tekne bizim zincir üzerine demir atmış, bizi biraz uğraştırdı.

Rüzgar bizi Türkiye’ye doğru götürüyor, biz de dümeni gayet iyi tanıdığımız Meteoroloji koyuna çeviriyoruz. Rüzgar 20-22 knot esiyor, koya demir atıyor ve burada geceliyoruz.